1 kişi kendisini tutuyor, 0 arkadaşı var.
|
|
YIGITOZGUR4468 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Umut Sarıkaya1061 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
psychedelic rock615 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
replikler529 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
avrupa sineması512 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
babazula490 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
rock7213 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
uykusuz1682 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
EfesPilsen553 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
charlesbukowski403 üyesi var. üyelik serbest. |
bazıları delirmez
bazıları hiç delirmez
ben, bazen koltuğun arkasında
3-4 gün boyunca yattığım olur
orda bulurlar beni
melaikeymiş derler
sonra gırtlağımdan aşağı
şarap döküp
göğsümü ovarlar
yağ serperler üzerime
sonra kükreyerek kalkarım
atıp tutar, köpürürüm
onlara ve evrene küfreder
bahçeye kadar kovalarım
sonra kendimi çok iyi hisseder
tost ve yumurtanın başına otururum
bir şarkı mırıldanıp
aniden
pembe besili bir balina gibi
sevimli olurum
bazıları hiç delirmez
ne korkunç hayat sürüyorlardır
allah bilir
Charles Bukowski
Dies slowly he who transforms himself in slave of habit,
repeating every day the same itineraries,
who does not change brand,
does not risk to wear a new color and doesn't talk to whom doesn't know.
Dies slowly he who makes of television his guru.
Dies slowly he who avoids a passion,
who prefers black to white
and the dots on the "i" to a whirlpool of emotions,
just those ones that recover the gleam from the eyes,
smiles from the yawns,
hearts from the stumbling and feelings.
Dies slowly he who does not overthrow the table when is unhappy at work,
who does not risk the certain for the uncertain
to go toward that dream that is keeping him awake.
Who does not allow, at least one time in life, to flee from sensate advises.
Dies slowly he who does not travel, does not read,
does not listen to music, who does not find grace in himself.
Dies slowly he who destroys his self love,
who does not accept somebody's help.
Dies slowly he who passes his days complaining..
~Neruda
'aynı kadınla iki kez
evlenerek hayatımı mahvettim'demiş
William Saroyan.
hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler
her zaman vardır,
William,
neyin veya kimin
bizi önce
bulduğuna
bakar,
mahvolmaya hep
hazırızdır.
mahvolmuş hayatlar
olağandır
bilgeler için de
ahmaklar için de.
ancak
o mahvolmuş hayat
bizimki olduğunda,
işte o zaman
farkına varırız
intiharların,ayyaşların,hapisane
kuşlarının,uyuşturucu müptelaları
ve benzerlerinin.
varoluşun
menekşeler kadar,
gökkuşağı
kasırga
ve
tamtakır
mutfak
dolabı
kadar
olağan
bir
parçası
olduklarının.
Charles Bukowski
tanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı
tanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı
tanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi
tanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk
tanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu
tanrı maymunu yarattığında uyuyordu
zürafayı yarattığında sarhoştu
uyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı
ve intiharı yarattığında bunalımdaydı
senin yatakta uzanmış halini yarattığında
ne yaptığını biliyordu
sarhoştu ve kafası kıyaktı
ve sonra dağları ve denizi ve ateşi
aynı anda yarattı
bazı hataları oldu
ama senin yatakta uzanmış halini yarattığında
tüm Kutsal Evren' in üzerine boşaldı.
Charles Bukowski
onu her nasılsa yazışma ya da şiir veya dergiler yoluyla tanıdım
ve bana tecavüz ve şehvet konulu çok seksi şiirler yollamaya başladı,
ve işin içine biraz da entellektüellik karışınca
biraz kafam karıştı ve arabama atlayıp Kuzey'e sürdüm;
uykusuz, akşamdan kalma, yeni boşanmış,
işsiz, yaşlanmış, yorgun, beş on yıldır
çoğunlukla uyumak ister bir halde, sonunda moteli buldum
küçük güneşli bir kasabada toprak bir yol üzerinde
ve orda oturup bir sigara tüttürdüm
düşündüm, gerçekten delirmiş olmalısın diye,
ve bir saat geç çıktım
kadınla buluşmaya, epey yaşlıydı,
nedense benim kadar, pek seksi değildi
ve bana çok set, ham bir elma verdi
kalan dişlerimle çiğnediğim;
adı konulmamış bir hastalıktan ölüyormuş
astım gibi bir şeyden, ve
sana bir sır vermek istiyorum dedi, ben de
biliyorum; bakiresin,35 yaşındasın, dedim.
ve bir defter çıkardı, on-oniki şiir:
bir ömürlük çalışma ve okumak zorunda kaldım
ve anlayışlı olmaya çalıştım
ama çok berbattılar.
sonra onu bir yere götürdüm, boks maçlarına
ve ellerini kenetleyip
dumanın içinde öksürdü
ve etrafına bakınıp durdu
bütün insanlara
ve sonra da boksörlere.
sen hiç heyecanlanmazsın, değil mi? , dedi
ama o gece tepelerde epeyce heyecanlandım,
ve onunla iki-üç kere daha buluştum
şiirlerinin bazılarında yardımcı oldum
ve dilini boğazımın yarısına kadar soktu
ama ondan ayrıldığımda
hala bakireydi
ve berbat bir şair.
düşünüyorum da bir kadın açmamışsa bacaklarını
35 yıl
iş işten geçmiştir
aşk için de
şiir için de.
Charles Bukowski
çimen altında geçen 225 günden sonra
benden daha çok şey biliyor olmalısın.
kanını emip bitireli epey oldu,
artık bir sepette kuru bir çubuksun.
bu işler böyle mi oluyor?
bu odada
aşk saatlerinin
hala gölgeleri var.
bırakıp gittiğinde
aşağı yukarı herşeyi
alıp gittin.
geceleri beni ben olmaya
koymayan kaplanların önünde
diz çöküyorum.
senin sen olman
asla bir daha olmayacak.
kaplanlar beni buldular
ama artık umrumda bile değil.
Charles Bukowski